TEDAVİ HİZMETLERİMİZ

Tüm branşlarda uzman hekimlerimizle yanınızdayız.

İmplant
İmplant

İmplant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve özel malzemeden yapılan yapay diş kökleridir. Doğal dişlere en iyi alternatiftir. Geleneksel köprü ve protezlere göre daha iyi konuşma ve çiğneme fonksiyonu sağlar. Doğru teşhis, yeterli bilgi, tecrübe ve ekipmanla uygulandığında implant, hasta ve hekim açısından olağanüstü başarılı sonuçlar verebilen bir tedavi şeklidir.İster tek diş, isterse birden fazla diş eksikliğinde eğer implant yerleştirmeye uygun miktarda kemik varsa her vaka için implant yapılabilir.İmplant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır. Bu nedenle implant konulması gereken bölgede, çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Varolan kemiğin kalitesi de implant başarısını etkileyen faktörlerden birisidir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş limiti yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç hastalara ve ağız hijyenini yeterli yapamayan hastalara uygulanması tercih edilmez.Implantlar kemik ile birleşmesini (Osteointegration) sağlamak için 3-6 ay boyunca kemik içinde bırakılır.İmplantların ağız içindeki yabancı cisimler olduğu düşünülürse temizliklerinin en az kendi dişleriniz kadar hatta daha da iyi yapılması gerekmektedir.İmplantlar üzerine yapılacak protezler değişik tipte olabilir.İmplant riskli midir?Ağız içi ya da dışı tüm cerrahi işlemlerde gözlenebilecek risklerin ötesinde bir risk söz konusu değildir. Lokal anestezi altında ağıza yerleştirilir. Erken dönemde enfeksiyon ve alerji, protezlerin tamamlanmasından sonraki geç dönemde ise yetersiz ağız temizliğine bağlı iltihaplanmalar gibi problemler ortaya çıkabilir. Özellikle erken dönem iyileşmesi sırasında sigara kullanmak enfeksiyon riskini arttırmaktadır.İmplant tedavisi hangi vakalarda ne avantajlar sunar?Dişleri olmayan fakat hareketli protezleri aşırı bulantı, refleks, ileri derecede çene kemiği erimesi gibi çeşitli nedenlerle kullanamayan kişilerde implant ilk düşünülmesi gereken yönetmedir.Alt çenede hiç dişi olmayan total protez taşıyan hastalar; sürekli ağrıdan (vuruk), iyi çiğneyememekten ve protezin oynamasından şikayetçidirler. Bu şikayet zaman içinde proteze destek olan kemik dokunun erimesi ile daha da artar hale gelir. Bu tip hastalarda implant tedavisi yukarıdaki tüm şikayetleri ortadan kaldırdığı gibi kemiğin erimesini de durdurmaktadır.Kancalarla tutunan protezin çirkin görüntüsü, ya da köprü yapılabilmesi için sağlam dişlerini kestirme zorunluluğu, implantı tek alternatif yapmaktadır. Tek bir implantın yerleştirilmesi komşu dişleri kurtardığı gibi daha estetik ve fonksiyonel sonuçların ortaya çıkmasına da neden olur.İmplant tedavisinin avantajları nelerdir?Daha iyi çiğneyebilmeDaha iyi estetik görünümÖzgüvenin geri kazanılması ile daha mutlu bir sosyal hayatHer şeyi yiyebilmeye bağlı olarak daha sağlıklı ve dengeli beslenme

Endodonti (Kanal Tedavisi)
Endodonti (Kanal Tedavisi)

Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan bir tedavi yöntemidir.Dişin içindeki sinirlerin alınması,diş köklerinin içindeki kanalların şekillendirilip mikroorganizmalardan arındırılması ve daha sonrasında genişletilmiş kanalların doldurulması işlemidir.Daha sonra dişin üst kısmına madde kaybına göre hekiminizin uygun gördüğü dolgu,porselen kron inlay gibi restorasyonlar yapılır ve dişin estetik ve fonksiyonel olarak devamlılığı sağlanır.Kanal tedavisi neden yapılır?Çürük ya da travma nediyle kaybedilebilecek ağrılı iltihablı kötü durumdaki dişlerin, mikroplu tüm kısımlarının temizlenerek, uzun süre daha ağızda kalmasını sağlamak, diş kayıpları dolayısıla oluşabilecek hem maddi hemde manevi açıdan sizleri zorlayacak daha ileri tedavilerin önüne geçmek için yapılır.Ağızda kanal tedavisi yapılarak kalan diş, o bölgede ölü ama en azından kendi dişiniz olarak çiğnemeye yardım etmeye devam edecek, bu şekilde yine o bölgedeki kemiğin aktif halde kalmasıyla beraber çene kemiklerindeki erimeyi de önleyecektir.Dişe veya çeneye gelen darbe,Derin çürük nedeniyle meydana gelen fiziksel irritasyonİleri diş eti hastalıkları,Yüksek yapılmış, kapanış tam ayarlanmamış dolgu ve protetik yapılar,Yanlış uygulanmış ortodontik tedavilerDiş ağrısı neden olur?Dişte çürük oluştuğu zaman dişin sert dokularında (mine-dentin) bozulmalar başlar.Bu çürük zamanla dişin içindeki damar ve sinirlerden oluşan pulpaya yani canlı dokuya yaklaşmaya başladığında, çürüğe sebep olan bakterilerin meydana getirdiği asitler,pulpayı etkilemeye başlar.Bu safhada dişlerde sıcakta hassasiyet veya özellikle gece kendini gösteren ağrılar görülmeye başlar.Tedavi edilmediği takdirde bu bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Sonuçta pulpanın ölümü neticesinde ortaya çıkan toksinler(zehirler) kök ucundaki dar delikten dışarı sızarak çene kemiğine yayılır.Bu da çene kemiğinde abse dediğimiz iltihap dokusunu meydana getirir ve dişin destek dokularının kaybına sebebiyet verebilir.Yüzde şişlik ve ileri dönemlerde extra oral fistüller görülebilir. Çekim daha ucuz bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, sağlam bir dişin kaybı, doldurulması zor bir boşluk oluşturmaktadır, bu boşluk köprü ya da implant yaparak daha masraflı ve zor bir tedavi olmaktadır. Eğer seçim yapabilme şansınız varsa dişinizi kaybetmemeniz her zaman avantajınıza olacaktır.Çok uzun süre bu şekilde tedavi edilmeden kalmış dişleri bazen kanal tedavisiyle de kurtarmak mümkün olmayabilir. O zaman dişin çekimi gerekebilir.Mümkün olduğunca dişlerimizi kaybetmememiz için en iyi şekilde ağız bakımı yapmak ve 6 ayda bir dişhekimine kontrole gitmemiz gerekmektedir.Kanal tedavisi yapılan dişin ömrü ne kadardır?Kanal tedavisi dişin çekilmesini önlemek için yapılan ve dişe son şansını veren bir tedavidir. Uygun şartlarda yapılan bir kanal tedavisi sonucunda diş ömür boyu ağızda fonksiyon görebilir. Ancak kanal tedavisi yapılan dişler doğal dişlerden daha kırılgan olabilir.Kanal tedavisinin riski var mıdır?Düzgün ve kurallarına göre yapılan bir kanal tedavisinin başarısı ortalama olarak %90 - %95'in üzerindedir. Kanal aletinin tedavi sırasında kök içinde kırılması veya kök kanallarının tam olarak temizlenememesi (kök tıkanması vb.) durumunda, tekrar kanal tedavisi denenir başarılı olunmazsa cerrahi yönetmeler ile diş kurtarılmaya çalışılır.Kanal tedavisi nasıl yapılır ve ne kadar sürer?Hastaya anestezi yapılarak dişin çürüğü temizlenir ve dişin içine bir kavite açılır.Pulpa odasına ulaşılır ve dişin bu kısmından kanallara özel aletlerle girilerek bakterilerden temizlenmesi için çeşitli işlemler uygulanır ve dezenfekte edilir.sonra pulpa odasının ve kanalların içi duruma göre çeşitli ilaçlarla doldurulup geçici dolgu ile kapatılır. Bu işlem bir kaç seans sürebilir.Bazı durumlarda kanal tedavisi tek seansta yapılabilirken, abseli, iltihaplı dişlerde bu durum pansumanlar yapılarak geçirilmeye çalışıldığından tedavi uzamaktadır. Diş iyileşikten sonra kanal dolgusu bitirilmektedir. Bu sürenin ne kadar uzun olacağı dişinizin durumuna bağlıdır.Kanal tedavisi sırasında dikkat edilmesi gerekenlerKanal tedavisi seansları arasında dişinizi sert besinler çiğnemek için kullanmayınız. Dişinizde geçici dolgu olduğu için dişiniz kırılabilir.Seans aralarında ağrı şikâyetiniz olabilir, pansuman için hekiminize başvurunuz.Seans aralarında yüzünüzde şişme olabilir. Kaygılanacak bir şey yoktur, bu mikroorganizmaların meydana getirdiği bir reaksiyondur ve pansumanlarla düzeltilir. Hekiminize haber verin.Kanal tedavisinden sonra ne olur?Kanal tedaviniz bittikten sonra Doğal dokulardaki enflamasyon birkaç gün süreceğinden dişinizin üzerine bastırdığınızda ağrı şikâyetiniz olabilir. Bu dönemde o bölgeye yüklenmemeniz gerekmektedir. Bir süre sonra şikâyetiniz geçecektir gerekirse hekiminizin önerdiği ağrı kesici ilaç kullanabilirsiniz. Bu durum geçmez ve artmaya devam ederse bu konuda hekiminize danışın.Kanal tedavisi gören dişler canlılığını yitirdiği için esnekliği azalır. Bu nedenle sonrasında kırılma riski çok yüksektir. Bu dişinizi uzun süre kullanmanızı sağlayacak en uygun restorasyon için lütfen hekiminizin önerilerini dikkate alınız. kök kanalları doldurulan dişinizin üstüne eğer fazla madde kaybı yoksa normal dolgu yapmak, fazla madde kaybı varsa kalan diş duvarlarınızı destekleyecek, onların ilerde kırılmasını engelleyecek porselen dolgu (inley) gerekmektedir. Eğer hiç diş duvarınız kalmamışsa kök kanalınızdan destek alan bir post yapılıp üzerine kuron kaplama yapmak en doğrusudur.

Pedodonti (Çocuk Diş Tedavileri)
Pedodonti (Çocuk Diş Tedavileri)

Doğumdan ergenlik çağının sonuna kadar geçen dönemde çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını, çürük, travma, kalıtımsal ve benzeri etkenlerin bu dişlerde oluşturduğu sorunların giderilmesi amacıyla çocukların ağız ve diş sağlığı ile ilgilenen bölümümüzdür.Pedodonti bölümü tedavileri kapsamında;Biberon çürüğü (Annenin bebeğini gece boyunca emzirmesi dişlerin çok erken dönemde çürümelerine neden olur. Anne sütünün yapısındaki LAKTOZ isimli şeker çok çürük yapıcı (karyojenik) bir maddedir. Bu nedenle, son emzirmeyi bebek uzun akşam uykusuna yatmadan önce uygulamak gerekir. Biberon çürüğünün bir başka şekli de, uzun dönem sütün ya da mamanın biberonla geceleri uyku sırasında alınması sonucu oluşur)Diş çürükleri ve restorasyonlarıDiş enfeksiyonlarıYer tutucular (Süt dişinin düşme yaşından önce çekilmesi gerekiyorsa yer kaybını engellemek için yapılan tedavidir)Çürükten koruyucu uygulamalarDiş travmalarıÇocuklarda Diş Hekimi KorkusuKendi kötü deneyimlerinizi çocuğunuza aktarmayınız.Çocuğu korkutmak, cezalandırmak amacıyla “seni dişçiye götürürüm, iğne yaptırırım” şeklinde sözler sarf etmeyiniz, etrafınızda benzer sözler sarf eden tanıdıklarınız varsa uyarınız.İlk diş hekimi muayenesinin, çocuğun ilk dişi çıkmaya başladıktan sonra, genellikle 6 ay – 1 yaş arasında olması önerilmektedir. İlk diş hekimi ziyaretinin bu kadar erken başlamasının en önemli nedeni, bebeklik döneminde dişlerin nasıl temizlenmesi gerektiğini ebeveynlere göstermek ve biberon çürüğü dediğimiz yanlış beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak oluşabilen çürüklerden çocuğunuzu korumaktır. Bu yaşlardan itibaren çocuğunuzu 6 ayda bir veya diş hekiminizin önereceği aralıklarla kontrole götürmeniz çok önemlidir.Diş hekiminin bu kontrollerde gerekli durumlarda yapacağı basit ve kısa süren koruyucu uygulamalar (fissür örtücüler, fluorid uygulamaları gibi) çocuğunuzun dişlerinde çürüklerin oluşması engelleyecektir. Kısa ve basit tedaviler çocuğunuzun diş tedavisine alışmasını sağlayacak, tedaviden ve/veya çevreden duyulanlar doğrultusunda çocukta korku ve kaygı gelişimi engellenecektirÇocuklarda Koruyucu TedavilerÇocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemediğinden ve süt dişleri normal dişlere oranla daha organik bir yapıya sahip olduğundan çürüğe daha yatkındırlar. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen veya kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerinin de temizlenmesi gerekir. Bu nedenle fırçalama okul çağına kadar anne-baba yardımı ve kontrolünde olmalıdır.Çocuğun diş fırçası, yaşına ve ağız büyüklüğüne uygun olmalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılması gereken bir alışkanlıktır.Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır; ve çocuklara özel diş macunları tercih edilmelidir.Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara uyumdan önce vermeleridir. Çocuklar bu biberonla uyku boyunca kalır ve ağızda sürekli şeker varlığı süt dişlerinde çürüklere neden olur. Bu çürüklere biberon çürüğü denir.Çürük oluşmasını önleyen tedavilere koruyucu tedaviler denir. Bunlardan biri fissür ötücü diğeri ise flor uygulanmasıdır.Fissur sealant (fissür örtücü)Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan "fissür" adı verilen oluklarda başlar.Sıvı bir dolgu olan Fissür örtücü ile bu olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir. Yapılan klinik uygulamalar sonucunda bu yöntemle yapılan tedavilerde çürük oluşumunun %70-80 oranında azaldığı görülmüştür.Flor uygulamasıÇürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlere topikal (yüzeysel) flor uygulamasıdır. Bu şekilde dişlerin çürüklere karşı direncinin artırılması amaçlanır. Bilindiği gibi flor tüm ağız bakım ürünlerinde de bulunan bir maddedir. Diş hekimleri tarafından kullanılan formu özellikle diş çürüğüne yatkın bireylerde belli periyotlarla uygulandığında çürüklerin oluşmasını engellemeye yönelik sonuçlar vermektedir. Uygulama sıklığı ve miktarı uzmanlar tarafından bireyin yaşına ve çürük oluşum riskine göre belirlenmektedir.

Ortodonti
Ortodonti

Ortodonti nedir?Ortodonti, çocuk ve erişkin hastalarda diş şekil bozukluklarının önlenmesi, mevcut bozuklukların düzeltilmesi ve hastalara estetik, konuşma ve fonksiyon kazandırılmasını amaçlayan diş hekimliğinin bir dalıdır. Diş çapraşıklıkları genetik veya çevresel (parmak emme, tırnak yeme, süt dişlerinin erken kaybı vb.) nedenlerden kaynaklanabilir. Tedavi edilmeyen çapraşıklıklar erişkinlikte psikolojik problemlere, iyi fırçalanamayan dişler nedeniyle diş ve diş eti sorunlarına, konuşma bozukluklarına ve eklem problemlerine yol açabilir.Ortodontik tedavi kimlere uygulanabilir?Ortodontik tedavi her yaşta yapılabilir. Çocuklarda büyüme ve gelişme döneminde çenelerin büyüme potansiyelinden faydalanılarak tedavi daha kolay ve kısa sürede tamamlanır.Dişleri ilgilendiren tedaviler her yaşta yapılabilir; yeter ki dişler ve çevre dokular sağlıklı olsun. Çene kemiklerini ilgilendiren anomalilerde ise büyüme gelişme tamamlanmamışsa fonksiyonel ve hareketli apareylerle düzeltme yapılabilir; yetişkinlerde ise bu düzeltme ancak cerrahi ile sağlanır.Ortodontik ipuçları:Erken veya geç süt dişi kaybıÇiğnemede veya kapamada zorlanmaAğızdan solunumParmak emmeÇapraşıklık, yanlış konumlanmış veya sürmemiş dişlerİleri veya geri konumlanmış çeneYanak ve dudak ısırmaÖnde konumlanmış dişlerAlt ve üst dişlerin temas etmemesi veya anormal kapanışDengesiz yüz görünümüDiş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığıOrtodontik tedavi hangi durumlarda yapılır?Çapraz kapanış (alt dişlerin üst dişlerden önde olması)Ön dişlerin çok ileride olması ve dudakların kapanmamasıDişlerin düzensiz veya üst üste binmesiDişlerin çok aralıklı dizilmesiOpenbite (ön dişler arasında boşluk olması)Çiğneme veya konuşma güçlüğü4 yaşından sonra devam eden parmak veya yalancı emzik emme alışkanlığıSüt dişlerinin erken kaybıİlk ortodontik muayene ne zaman yapılmalı?Alt-üst kesici dişler sürdükten sonra ilk muayene yapılmalıdır. Türk Ortodonti Derneği, tüm çocukların 7 yaşını tamamlamadan ortodontik değerlendirme almasını tavsiye eder.Tedavi süresi ve pekiştirme:Ortodontik tedavi 6 ay ile 3 yıl arasında sürebilir. Tedavi sonrası dişler eski konumuna dönebilir. Bunu önlemek için pekiştirme tedavisi uygulanır.Ortodontik tedavi yöntemleri:Hareketli apareylerFonksiyonel apareylerSabit apareyler (metal veya porselen braketler)Ortognatik cerrahi (yetişkinlerde cerrahi düzeltme)Faydaları:Çene ve dişlerin düzgün yerleşimiKonuşma fonksiyonunun düzelmesiYüz estetiğinin artması, özgüven kazanımıÇiğneme fonksiyonunun iyileşmesiAğız hijyeninin kolaylaşmasıDiş eti hastalıklarının önlenmesiTedavi süresince dikkat edilmesi gerekenler:Braket sonrası hassasiyet ve yaralanmalar olabilir, özel mum kullanılabilir.Dişler düzenli fırçalanmalı, braket çevresinde birikinti bırakılmamalı.Sert yiyeceklerden kaçınılmalı.4-5 haftada bir kontroller aksatılmamalı.Ağız içi/dışı aygıtlar düzenli kullanılmalı.Ağız hijyeni:Ortodontiye özel fırçalar kullanılmalı.Diş arası fırçaları ile braketler temizlenmeli.Yemeklerden sonra dişler fırçalanmalı.Günde en az bir kez diş ipi kullanılmalı.Florürlü ürünler tercih edilmeli.

Zirkonyum ve Porselen Kaplama
Zirkonyum ve Porselen Kaplama

Bu kaplamalarda alt yapı olarak metal yerine beyaz bir alaşım olan zirkonyum maddesi kullanılır. Son teknoloji ürünü bu altyapı estetik ve dayanıklılığı bir arada sunabilme özelliğine sahip tek malzemedir.AvantajlarıSistemin en büyük avantajı ulaştığı çok yüksek dayanıklılıkla arka bölgedeki köprülerde de kullanılabilmesidir.Zirkonyum alt yapılı porselen kaplamalar dişeti problemi ve alerji yapmamasının yanında , ışık geçirme özelliği ile doğal dişlere yakın estetik ve fonksiyonu yakalamamızı sağlamaktadır.Ağızda tat bozukluğuna, dişeti problemlerine ve ağız kokusuna yol açmayan sağlıklı bir materyaldirZirkonyum oksit altyapı üzerine yerleştirilen cercon seramiği yiyecek artıklarının ve mikroorganizmaların diş yüzeyine tutunma oranını düşürmektedir böylece daha iyi bir ağız hijyeni sağlanmaktadır.Zirkonyum oksit ısıyı iletmez, sıcak ve soğuk yiyecekler aldığınızda dişlerinizde hassasiyet meydana gelmez.Zirkonyum 1960 ‘lı yıllardan beri tıpta da kullanılmaktadır, yapılan uzun süreli çalışmalar ile materyalin güvenilirliği kanıtlanmıştır. Zirkonyum başta kalça eklem protezleri olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde çeşitli amaçlarla kullanılmış ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisi veya zararının olmadığı, alerji yapmadığı saptanmıştır.1998 yılında başlayan araştırmalar sonucunda 2002 yılı başından itibaren klinik uygulamalara tüm dünyada geçilmiştir. Bu yeni uygulama ile hastada metal-seramik ve tam seramik restorasyonlarda oluşan estetik kaygılar ortadan kalkmaktadır.Hangi durumlarda kullanılabilir?Tek diş kuron restorasyonları -3-6 üyeli köprüler ve İmplant üstü kron - köprü çalışmalarında rahatlıkla zirkonyum tercih edilebilir.Kısaca modern diş hekimliğinin temel gereksinimleri olan estetik, sağlamlık, doku uyumu ve doğallık açısından bugüne kadar ulaşılan en yüksek kaliteye sahip bir üründür.

Ağız ve Çene Cerrahisi
Ağız ve Çene Cerrahisi

Diş ile ilgili tüm cerrahi işlemlerle birlikte yüz ve çene kemiğindeki tüm patalojilerin cerrahi tedavisi ile ilgilenir. Cerrahi işlemlerin uygulanmasında hastaların konforu, var olan hastalıkları, tedaviden duydukları kaygı ve korku öncelikle dikkate alınmakta ve hastalar buna göre tedavi edilmektedir.Ağız İçi Yumuşak Doku Lezyonlarının Tanı ve TedavisiÇene Kemiği Patolojilerinin Tanı ve TedavisiDiş ÇekimleriGömülü Diş ÇekimleriKist OperasyonlarıDental İmplantlarİmplant Destekli Çene-Yüz Protezleriİmplant Üstü ProtezlerKemik OgmentasyonuSinus Lifting20 YAŞ DİŞİ CERRAHİSİYirmi yaş dişleri diş dizisinin en arkasında yer alan, üçüncü büyük azı dişleridir. Genellikle yirmili yaşlarda süren bu dişler çoğu zaman çenedeki yer darlığı, sürme pozisyonundaki sapma veya ilgili bölgedeki kemik yoğunluğu gibi sebeplerle kısmen sürmekte veya çene kemiği içinde gömülü durumda kalmaktadır.Yirmi yaş dişi cerrahisi yeni materyal ve tekniklerle ağrısız ve problemsiz olarak kolayca yapılabilmektedir. Bu sayede 20 yaş dişi çekimleri korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır. Özellikle bu konuda uzman Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Cerrahlarımız için 20 yaş dişi cerrahisi çok basit ve kolaylıkla uygulanabilen operasyonlardır.GÖMÜLÜ DİŞ TEDAVİSİDişlerin köklerinde veya çene kemiğinin herhangi bir bölgesinde gelişebilen normalin dışındaki patojen yapılara kist denilir.Kist operasyonları zamanında yapılmaz ve kist uzun zaman çene içerisinde kalırsa çene kemiğinde ciddi deformasyonlara neden olabilmektedirler. Bu nedenle tespit edilen kistlerin en kısa sürede çene cerrahı tarafından cerrahi olarak çıkarılmaları gerekir.Bazı kistler çok büyük olup çenenin kırılmasına neden olabilirler. Bu nedenle çene cerrahlarımız işlem öncesinde volumetrik tomografi isteyerek kistin neden olduğu kemik kaybını önceden tespit etmek isterler. 3D tomografi sayesinde çene kistinin sınırları çok net belirlenip cerrahisi de çok daha güvenli bir şekilde yapılır.KİST OPERASYONLARIDişlerin köklerinde veya çene kemiğinin herhangi bir bölgesinde gelişebilen normalin dışındaki patojen yapılara kist denilir.Kist operasyonları zamanında yapılmaz ve kist uzun zaman çene içerisinde kalırsa çene kemiğinde ciddi deformasyonlara neden olabilmektedirler. Bu nedenle tespit edilen kistlerin en kısa sürede çene cerrahı tarafından cerrahi olarak çıkarılmaları gerekir.Bazı kistler çok büyük olup çenenin kırılmasına neden olabilirler. Bu nedenle çene cerrahlarımız işlem öncesinde volumetrik tomografi isteyerek kistin neden olduğu kemik kaybını önceden tespit etmek isterler. 3D tomografi sayesinde çene kistinin sınırları çok net belirlenip cerrahisi de çok daha güvenli bir şekilde yapılır.SINUS LIFTINGSinüs cerrahisi üst çenede uygulanan bir işlemdir. Üst çenesinde eksik dişleri olan kişilerde bazen maxiller sinüs dediğimiz boşluklar yer çekimine bağlı olarak aşağıya doğru sarkar. Bu sarkma sonucu çene kemiklerinde erimeler olur. Kemikler eridikçe eksik diş bölgesine implant uygulanacak yeterli kalınlıkta kemik kalmaz. Böyle durumlarda sinus cerrahisi yapılarak sarkmış olan sinus tabanı yukarı kaldırılır ve implant için gerekli olan kemik desteği elde edilir.

Diş Beyazlatma
Diş Beyazlatma

Diş beyazlatma, dişlerinin renginden memnun olmayan kişilere önerilen estetik bir çözümdür.Çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş dişleri beyazlatmak veya kişiye özel diş rengini birkaç ton açmak için kullanılan bir oksijenasyon yöntemidir.Dış faktörlere bağlı renklenmelerDişler üzerindeki lekeler bazı yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi (kahve, çay, kırmızı şarap, köri, soya, meyve suları, kolalı içecekler vs...) ya da sigara kullanımı nedeniyle oluşmaktadır. Dişlerinizin yüzeyinde tutunan bu lekeler dişlerinizin sararmasına sebep olurlar. Bu lekeler diştaşlarıyla birlikte veya sadece lekeler şeklinde bulunabilir. 6 ayda bir dişhekimine kontrole giderek dişhekiminizin uygun gördüğü yöntemlerle ve uygun gördüğü zamanlarda dişlerinizi temizletmelisiniz.İç faktörlere bağlı renklenmelerDişler bir yaralanma/ travma sonucu veya doğal yaşlanma sürecinin bir sonucu olarak sararabilirler.Amalgam (gri) dolgu yapılmış dişlerde amalgam içindeki özellikle bakır ve korozyon ürünlerinin dişteki dentin kanallarına sızması sonucu dişte gri-siyah renkleşmeler olabilir.Kanal tedavisi gömüş dişlerde de iyi temizlenmeyen pulpa (damar-sinir paketi) artıklarının dentin tübüllerine girmesi ile siyahımsı; eğer kanal tedavisi sırasında kullanılan patların fazlalıkları dişin kron kısmının içine taşmış ise diş turuncu renkte görülür. Bu dişler normal beyazlatmadan farklı olarak INTRAKORONAL BLEACHING dediğimiz yöntemle beyazlatılmaktadır.Alınan flor miktarına göre de dişlerde opak noktalardan sarı- kahverengiye doğru renk değişimi olabilir. 1 ppm. den fazla flor olan içme suyu içen kimselerin genellikle sürekli dişlerinde bu problemle karşılaşılabilir.Anne hamileyken veya çocukluk döneminde kullanılan bazı antibiyotiklerin (özellikle tetrasiklin ) dişlerde sari-kahverengi-gri tonlarda lekelenmeler meydana getirdiği gözlenmiştir. Tetrasiklin lekeleri çok ileri durumda olmadığı sürece beyazlatma işlemine cevap verirler. Çok ileri tetrasiklin renkleşmelerinde ise bu durum beyazlatma ile giderilemeyeceğinden dişlere porselen lamina ya da full porselen kaplamalar önerilir.Diş beyazlatmaŞu anda bilinen iki değişik beyazlatma yöntemi vardır. Bunlardan ilki hastanın kendi başına uygulayabileceği bir yöntemdir, ikinci yöntem ise klinikte hekim tarafından yapılan beyazlatmadır. Her iki yöntem de etkin olmasına rağmen, hangisinin tercih edileceği renklenmenin derecesine, tedavinin ne kadar çabuk sonlandırılmak istendiğine ve hekiminizin kararına bağlıdır.Klinikte beyazlatma (office bleaching)Hekiminizin uygun gördüğü beyazlatma jelinin ısı yada ışık ile aktive edilmesi ile yapılır. Öncelikle diş yüzeylerindeki dış renkleşmeler ve varsa diştaşları periodontal yöntemlerle temizlenir. Diş yüzeyleri cilalanır. Başlangıç fotoğrafı alınır ve renk skalası ile dişin tonu belirlenir. Diş etlerine beyazlatma jelinin değmesini engellemek amaçlı koruyucu bir jel sürülür ve hastaya koruyucu gözlük takılır. Beyazlatma ajanı diş yüzeylerine uygulanır ve 20-30 dakika süreyle aktive edilir.Bu şekilde yapılan beyazlatmanın başarısı, renkleşmenin sebebine ve ağırlığına bağlıdır. Yaşlanma ile olan renkleşmelerde, fluoroz renkleşmesinde çoğunlukla 1 seans yeterli olmaktadır. Tetrasikline bağlı renkleşmeler de ise 3 hatta 4 seans gerekli olabilirEvde yapılan beyazlatma (home bleaching)Sizden alınan ölçülerle hazırlanan plakları günde bir kaç saat takarak bayazlatma işlemini evinizde yaparsınız. Doktorunuzun önerdiği miktardaki ağartma jelini plağın dişlerinizin ön yüzüne denk gelecek kısmına koyar, plağı ağzınıza yerleştirirsiniz. Bir iki hafta kullanım sonucu istediğiniz renge kavuşabilirsiniz. Evde yapılan ağartma yöntemiyle özellikle kanal tedavisi görmüş canız dişlerdeki koyu renk giderilemeyebilir. Ya da tetrasiklin lekeleri dediğimiz lekeler için sonuç alınmayabilir. Çünkü ağartma jelinin konsantrasyonu diş veya dişetlerinize zarar gelmesin diye düşük tutulmuştur. Bunun için muhakkak hekiminize danışmanız gerekmektedir.Beyazlatmadan sonra dikkat edilecek hususlarBeyazlatma işlemi sonrasında 24 saat içinde çakma şeklinde hissedilen hassasiyetler olabilir. İşlemden yarım saat önce ve işlem sonrasında alınan ağrı kesici bu hassasiyeti azaltacaktır.Beyazlatma reaksiyonu 24 saat süreyle devam eder. Bu nedenle işlem sonrası 24 saat süreyle renklendirici herhangi bir besin (kırmızı şarap, köri soslu besinler, meyve suları, salçalı besinler, çay ve çay çeşitleri, kahve vs.) yiyip içilmemesi gerekmektedir.İşlem sonrası 24 saat süreyle hiç sigara içilmemesi, daha sonra da azaltılmasını tavsiye ederiz.İşlem sonrası tüketilen asitli içecekler hassasiyeti arttırabilir. Bu nedenle 24 saat süreyle bu tür içecekler tüketilmemelidir.Dişlerin temizliği aynı şekilde yapılmaya devam edilir.Beyazlatma hangi durumlarda yapılmaz?Geniş pulpalı dişlereAşırı aşınmış eroziv dişlereAğızda porselen kuron gibi restorasyonlar varsaHamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlardaHidrojen peroksit veya karbamid peroksit alerjisi olan kişilerde.Ağız hijyeni kötü olan bireylerdeDişlerde mineyi ve dentini ilgilendiren yapısal bozukluklar varsa (amelogenesis imperfecta,dentinogenesis imperfecta)Aşırı hassas dişleri olan hastalarda (hassasiyet giderici tedaviler uygulandıktan sonra beyazlatma yapılabilir.)İleri boyutta tetrasiklin lekeleri olan dişlerdeDişlerinde kırık, çatlak, çürük olan kişilerdeDişetleri çok fazla çekilmiş ve köklerin büyük bir kısmı açığa çıkmış kişilerde beyazlatma yapılmamaktadır.Dişlerin temel rengi beyazlatılmaktadır, fakat aşırı miktarda sigara içen bir de ağız hijyenini tam sağlayamayan hastalarda nikotin lekesi tekrar dişlerde birikir. Bu hastaların sıklıkla diş taşı temizliği yaptırması gerekmektedir.Beyazlatma işlemi sırasında ağrı duyulur mu ?İşlem sırasında ve takip eden 24 saat içinde biraz hassasiyet olabilir. Bu geçici bir durumdur. Bu durumu en rahat şekilde geçirmeniz için hekiminiz size önerilerde bulunacaktır.Beyazlatılan dişler ne kadar süre rengini korur?Normal şartlarda beyazlatma işlemi ile dişleriniz ortalama 2-3 yıl rengini korur. Bu süre size bağlıdır.Eğer aşırı miktarda çay, kahve, sigara içilirse bu süre kısalabilir. Gerekirse beyazlatma işleminin devamı için yılda bir iki sefer ek tedaviler yapılabilir. Ya da evde yapılan yöntem yılda bir sefer uygulanabilir.Dişler ne kadar sürede istenen renge gelir?Yapılan yönteme, kullanılan ajanın yüzdesine ve hastanın dişinin yapısına ve tonuna göre farklılık göstermektedir.Klinikte yapılan beyazlatmada kullanılan yüzde yüksek olduğundan hızlı ve etkili sonuç alınırken, evde yapılan beyazlatmada kullanılan ajanın yüzdesi düşük olduğundan daha geç sonuç alınır. Bazı hastalar bir seansta istediği sonuca ulaşırken diğer hastalarda 1-2 seans yapılması gerekebilir ya da bir seans klinik beyazlatma ardından evde yapılan beyazlatma ile kalıcılık sağlanmaya çalışılır.

Periodontoloji (Diş Eti Hastalıkları Tedavisi)
Periodontoloji (Diş Eti Hastalıkları Tedavisi)

Periodontoloji (Dişeti Hastalıkları)Periodontal hastalıklar, dişeti ve dişleri destekleyen dokularda oluşan iltihabi hastalıklardır.Sağlıklı DişetiSağlıklı dişeti açık pembe renkte, sıkı kıvamlı, mat, diş ile birleştiği yerde bıçak sırtı gibi sonlanan, kurutularak çıplak göz ile bakıldığında yüzeyinde portakal kabuğundakini andıran pütürler görülen bir dokudur. Diş ile dişeti arasında yaklaşık 1-1.5 mm lik bir aralık bulunur. Bu aralık dişeti oluğu olarak adlandırılır. Periodontal hastalıklar işte bu dişeti oluğundan kaynağını alır. Sağlıklı dişetleri fırçalama sırasında kanamaz.Diştaşı nedir?Dişler düzgün temizlenmediğinde, üzerlerinde ve aralarında biriken yiyecek artıkları bakteriler üretirler. Bakteri plağı dediğimiz bu birikintiler, diş çürüklerinin ve dişeti iltihaplarının baş sorumlusu olup, zamanla tükürük ile birleşerek diştaşlarını oluştururlar.Dişeti hastalıkları nasıl ilerler?Dişler fırçalanmadığı zaman dişlerin üzerinde kalan birikintilere bakteri plağı denir. Bu plak içindeki bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerine zarar verir. Bu maddeler dişetlerinin etrafındaki destek dokularını yıkar, dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar dişeti dişlerden uzaklaşır, oluşan periodontal ceplerde daha fazla bakteri plağı ve diştaşı birikir. Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Dişlerin kemik desteği yok olur bu safhaya kadar tedavi edilmez ise dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilir.Dişeti çekilmesi ve nedenleriİlerlemiş Diş eti iltihabıDiş taşlarıHatalı diş fırçalama ( aşırı kuvvetle bastırarak )Hatalı yapılmış kron veya dolgularYaşlanmaya bağlı oluşan fizyolojik dişeti çekilmesiDiş dizisindeki çapraşıklıklarDişler arasına kürdan veya toplu iğne gibi yabancı cisimlerin sürekli olarak sokulması gibi alışkanlıklarDiş köklerindeki morfolojik değişiklikler dişeti çekilmelerine neden olmaktadır.Dişeti çekilmelerinin meydana getirdiği sorunlar ve tedavileriEstetik bozuklukAşırı dentin duyarlılığıDişeti çekilmelerine bağlı olarak açığa çıkan kök yüzeyleri çoğunlukla, kökün en dış tabakası olan sement ile örtülü değildir. Kökün orta tabakası olan dentin dokusu açığa çıkmıştır. Bu dentin dokusu termal, kimyasal ve mekanik uyaranlara karşı çok hassastır. İlaçlarla başarı sağlanamıyorsa ilgili bölge bir dolgu maddesiyle örtülebilir.Kök çürüğüDişeti çekilmelerine bağlı olarak açığa çıkan kök yüzeylerinde çürüklere de rastlanabilir. Bunlar dolgu uygulamaları ile tedavi edilebilirler. Dişeti çekilmesi olduğunu düşündüğünüzde en kısa zamanda dişhekimine başvurun. Dişhekiminiz öncelikle bunun nedenini teşhis edecek ve ona göre bir tedavi planlaması yapacaktır.Sağlıklı dişetleri için dikkat etmeniz gerekenlerHer gün dişlerinizi doğru şekilde fırçalayın ve diş ipi kullanın,Dengeli beslenin, boş kalorilerden ve çok yapışkan gıdalardan kaçının,Kendi kendinizi muayene etmeyi öğrenin ve rutin olarak bunu yapın. Böylece herhangi bir ağız içi veya dişsel değişikliğin ilk belirtilerini yakalayabilirsiniz.Senede en az iki kere dişhekimine giderek kontrol ve diş taşı temizliği yaptırınDişhekimine düzenli gidilerek kontrollerin yaptırılması son derece önemlidir. Günlük ağız bakımı diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber tamamen önleyememektedir. Bir dişhekimi tarafından yapılacak diştaşı temizliği; sizlerin diş fırçası, diş ipi ile temizleyemediğiniz bölgelerdeki sertleşmiş diş taşlarının ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar.Dişeti hastalıklarının belirtileri nelerdir?Fırça-diş ipi kullanırken dişetinde kanama,(sağlıklı bir ağızda dişetleri kanamaz.)Dişetlerinde kırmızılık ve şişlikDişetlerine bastırılınca hafif bir ağrı, dişetinden sızan iltihapDişetlerinde çekilme, kök yüzeyinden ayrılma ve dişeti ceplerinin meydana gelmesiDişeti çekilmesine bağlı olarak açığa çıkan kök yüzeylerinde hassasiyet,Dişeti kenarlarında diş taşları nedeniyle oluşan siyah alanlar,Dişlerde sallanma, uzama ve dişler arasında açılmalar,Ağzınızı kapattığınızda, kapanışınızdaki değişiklik hissi,İltihaba bağlı ağızda koku ve kötü tat,Dişetlerinde kaşınma hissiAğızda protez varsa bunun uymunun bozulmasıDişeti hastalıkları bazen hiç bir belirti vermeden de ileri safhalara ulasabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla diş hekimine gitmek son derece önemlidir.NedenleriYetersiz ağız hijyeniEn önemli nedeni ağız hijyeni eksikliğidir. Kişide eğer bir de dişeti hastalıklarına yatkınlık ve sebepler var ise ağız bakımını en iyi seviyede tutması gerekir.Diş ve dişetlerinin korunması için günlük ağız bakımı doğru ve düzenli yapılmalıdır. Yani dişler günde 3 kere 2 dakika doğru olarak fırçalanamalıdır. Dişlerin üzerindeki bakteriyel plak uzaklaştırılmalıdır.Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin temizliği de gereklidir. Bununla ilgili en iyi bilgiyi yine sizi dişhekiminiz verecektir bu yüzden dişhekimine düzenli aralıklarla kontrole gitmek çok önemlidir.Diabet, şeker hastalığıDiabet hastaları dişeti hastalıkları açısından yüksek risk grubuna girerler. Kişilerin enfeksiyona çok açık olduğu, kontrol altında olmayan diabet gibi durumlarda dişeti hastalığı genellikle çok daha şiddetlidir ve kontrol altına alınması daha güçtür. Mutlaka rutin dişeti kontrollerini yaptırarak ağız hijyenlerine ayrıca özen göstermelidirler.Kötü beslenmeVücudun, immun (bağışıklık) sisteminin zayıflamasına ve buna bağlı olarak, dişeti enfeksiyonu da dahil olmak üzere enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşmasına neden olur.Genetik yatkınlıkEğer genetik bir yatkınlığınız var ise ağız bakımının kötü olması ile dişeti hastalığının gelişme olasılığı 6 kat daha artar. Ailede dişeti problemi olan bir kişi var ise mutlaka bir dişhekimine kontrole gitmelisinizSigaraSigara kanser, akciğer, kalp hastalıkları gibi bir çok önemli rahatsızlıklara sebep olur. Tüm bunların dışında ağız içi mukozası ve dişetleri için de çok zararlıdır dişeti hastalıklarının gelişmesine ortam hazırlar.İlaç kullanımıDoğum kontrol hapları, anti-depresanlar, kalp ilaçları gibi bazı ilaçlar ağız sağlığınızı etkiler. Bu yüzden bu ilaçlardan birini kullanıyorsanız lütfen diş hekiminize söyleyin ve ağız bakımınıza önem verin.Hormonal değişikliklerHamilelik, ergenlik, menapoz, mensturasyon gibi hormonal değişikliklerin yoğun olduğu dönemlerde dişetleri daha hassas olur en ufak bir uyarana bile normalden daha fazla tepki verir ve bu da dişeti hastalıklarının oluşması için zemin hazırlar. Bu dönemde ağız hijyeninize ayrıca özen göstermeniz gerekmektedir.StresHipertansiyon, kanser gibi pek çok rahatsızlığın nedenlerinden biri olmasının yanında dişeti hastalıklarının da risk faktörlerindendir. Araştırmalar göstermiştir ki periodontal hastalıklarda dahil olmak üzere stres vücudun enfeksiyonla mücadelesini, hastalıklardan korunma kabiliyetini zorlaştırır.Diş sıkmak ve gıcırdatmakSürekli diş ve dişetlerine gelen mikrotravmalar nedeniyle periodontal doku yıkımına sebep olur. Dişetlerindeki çekilmenin bir sebebi de diş sıkmaktır. Eğer böyle bir alışkanlığınız var ise bu travmaların zararını engelleyecek plaklar yapılması gerekir. Dişhekiminiz size en uygun olanı söyleyecektir.Kötü yapılmış kuron köprü ve dolgularDişetine basan ve taşkın yapılmış dolgu, kuron ve köprüler dişetlerinde problem meydana getirir.Bazı hastalıklarLösemi, AIDS gibi vücudun savunma sistemini etkileyen hastalıklar dişetlerinin durumunu daha kötü bir hale getirebilir.ÇeşitleriGingivitisPeriodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Dişeti hastalığının erken safhasıdır. Bu safhada dişetleri kırmızı, parlak yüzeyli, şiş ve kanamalıdır. Genelde ağrısız seyreder. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.Tedavisinde, hastalığın başlıca sebebi olan bakteri plağı ve diştaşları temizlenir. Ağız hijyeni eğitimi verilir. Klinikte hekim tarafından yapılan işlemin ardından hastaların evde uygulayacakları düzenli ağız bakımı sayesinde hastalık kolaylıkla önlenebilir.PeriodontitisPeriodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişetindeki iltihabın dişin derin dokularına (alveol kemiğine) ilerlemesi ile meydana gelir. Bu aşamada dişlerde gingivitis bulgarı ile beraber diştaşı birikimi, alveol kemikte yıkım, dişeti çekilmesi, diş ve dişeti arasında derin cep oluşumu görülür. Periodontal cep varlığı enfeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır.Tedavisinde hastalığın şiddetine göre diş taşı temizliği,kök yüzeyi düzeltilmesi,subgingival (dişeti altı) küretaj ve oluşan cepleri elimine etmek için flap operasyonları ve ağız hijyeni eğitimi uygulanır.TedavisiDişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir.Dişeti hastalığının tedavisinde öncelikle diş ile dişeti arasında meydana gelen ceplerin derinliğinin özel bir alet ile ölçülmesi gereklidir.Bu ceplerin miktarına lokalizasyonuna ve derinliğine göre teşhis konulur ve tedavi planlanır. Derin cepler dişeti hastalığının hızla ilerlemesi için uygun bir ortam hazırlayacağından yapılacak olan tedavide amaç bunların mümkün olduğunca elimine edilmesidir. Çünkü derin ceplerin içine yerleşen mikroorganizmaların fırçalama ve diş ipi kullanımı ile hastalar tarafından tamamıyla temizlenmesi imkansızdır.Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir.Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.TEDAVİ ŞEKİLLERİDiş taşı temizliğiRutin temizlik ve kontroller 6 ayda bir yapılırken periodontal hastalığı olan veya buna eğimli olan kişilerde hekimin belirleyeceği daha kısa aralıklarla temizlik işlemi yapılır. Ceplere yerleşen plağın içindeki mikroorganizmalar 3 ay içinde kemiğe zarar verebilecek kadar çoğalır. Sık diştaşı temizliği yaptırmak bu birikimi önleyerek kemiğin zarar görmemesini sağlar.Kök yüzeyi düzleştirilmesiHalk arasında küretaj olarak bilinen kök yüzeyi düzleştirilmesi, kök yüzeyine tutunmuş olan eklentileri özel küretler yardımıyla kazıyarak, yüzeyden uzaklaştırma ve sağlıklı kök yüzeyini açığa çıkartarak dişetinin tekrar kök yüzeyine yapışmasını sağlama işlemidir.Gingivektomi ve GingivoplastiBazı durumlarda iltihapsal, ilaca bağlı ya da kalıtsal olarak dişeti büyümeleri gözlenmektedir. Bu dişeti büyümelerine kemik erimesi eşlik etmiyorsa dişeti büyümelerini, dişle-dişeti arasındaki cebin yumuşak doku duvarını keserek çıkartabiliriz. Bu işleme Gingivektomi denir. Bu işlemden sonra genellikle dişetini cerrahi yöntemlerle düzelterek normal fizyonomisini geri kazandırmak için ise Gingivoplasti işlemi uygulanır.Flap operasyonuPeriodontal cepler küretaj ve kök yüzeyi düzleştirilmesi ile sığlaştırılamıyorsa cerrahi olarak cebi oluşturan dişeti çıkartılır. Çok derin ceplerde dişeti bütün olarak kaldırılıp altında gerekli kök yüzeyi düzleştirme işlemleri yapılır, kapatılır ve dikişlerle yerine sabitlenir. Eğer bu aşamada erimiş olan kemiğin desteklenmesi gerekiyorsa ya da o bölgede kemik oluşturulabileceği düşünülüyorsa, defekt bölgesine sert doku greftleri ya da hastanın kendi dokusundan elde edilen kemik parçacıkları koyularak, kaybedilen dokunun geri kazanılmasına çalışılır.Kron boyu uzatma operasyonuDişlerin (ağız içerisinde görünen kısımlarını) dişeti seviyesinin üstünde kalan kısımlarını uzatmak amaçlı yapılan basit bir işlemdir. Bazı durumlarda çürük veya kırık dişeti seviyesinin altına kadar ilerler yada dişlerin boyu çok kısadır. Bu gibi durumlarda yapılacak protetik(kuron ,köprü vb.) tedavilerin tutuculuğu ve dişeti sağlığı için dişeti seviyesinin kök kısmına doğru uzatılması gereklidir.Diş etleriyle gülümseme: (Gummy Smile) Gülümsediklerinde diş etleri fazla gözüken vakalarda herhangi bir estetik diş hekimliği işlemi yapılacak olsa da olmasa da yapılacak küçük bir operasyon ile diş eti fazlalıkları uzaklaştırılarak daha hoş bir gülümseme elde edilebilir.

Hamilelikte Ağız Sağlığı
Hamilelikte Ağız Sağlığı

Kadınlarda ağız diş bakımı hamilelik döneminde ayrıcalık göstermektedir. Hamilelik sırasında vücudunuzda değişen hormon seviyeleri, diş etlerini zararlı bakteri plağına karşı daha korunmasız ve hassas hale getirir.Eğer daha önceden diş eti hastalığı var ise hamilelik durumu daha da kötüleştirirHamile olmayı düşünen veya hamile olan her kadın mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli , ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu hem annenin hem de çocuğunun sağlığı için çok önemlidir.Hamilelikte ağız bakımını sağlamak, her gün dişlerinizi fırçalamak ve diş ipi kullanmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli aralıklarla diş hekiminize kontrole gitmek çok önemlidir.Hamilelik döneminde diş ve dişetlerindeki değişimler nelerdir?Hamilelik döneminde daha çok dişeti hastalıkları gelişebilir, bunun da nedeni hormanal dengedeki değişikliğe bağlı olarak ağızdaki hijyen eksikliğine vücudun aşırı tepki vermesidir. "Hamilelik gingivitisi" olarak bilinen dişetlerinde büyük şişlikler ve kızarıklıklar oluşabilir. Nefes kokusu ya da ağzınızda sürekli kötü bir tad mevcuttur.şişkin dişetleri, yiyecek artıkları ve bakteri birikimleri için iyi bir ortam oluşturarak dişlerin çürümesine sebep olabilir. Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde hamile kadınların çoğunluğunu farklı şiddette etkiler. Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve tedavi edilmezse periodontitise ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda "hamilelik tümörü" geliştirme riski de vardır. Bunlar dişeti büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla beraber, hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme, fırçalama ve diğer ağız bakımı işlemlerini engelliyorsa dişhekimi tarafından alınmalıdır.Hamileyken dişler neden kaybedilir?"Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak annenin dişlerini zayıflattığı ve çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı "düşüncesi toplumda yerleşmiş bir kanı olmakla beraber tamamen yanlıştır. Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Aksine, kalsiyumun diş dokusu ile yaptığı bağ, kemiklerle yaptığına nazaran 6 kat daha kuvvetlidir.Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır. Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz.Şekerli ve karbonhidrat ağırlıklı besinlerin tüketiminin artışı , bebek beklenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirlenmesi ve bunlar yendikten sonra diş fırçalanmasının ihmal edilmesiİlk aylarda görülen kusmaların dişlere verdiği zararGebelik hormonlarının etkisi ile dişetlerinin daha çabuk kanaması ile acı ve hassasiyet yüzünden annenin fırçalamadan kaçınması gibi nedenlerden ötürü bu dönemde ağızdaki çürük sayısında artış ve diş kayıpları olabilmektedir.Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi?Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olduğundan ilk üç ayda dental tedaviden kaçınılmalıdır. Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir. Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve diş hekiminiz ve jinekoloğunuzun önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir.Son üç ayda tedavi için gerekli olan pozisyonları rahat alalaması ve koltukta uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir.Hamilelik esnasında birçok ilacın kullanılmaması ya da kontrollü kullanılması önerilmesine karşın, dental tedavilerde kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Anestezi altında yapılan tedavide hasta ağrı duymayacak ve daha az stres yaşayacaktır.Antibiyotik kullanımı özellikle Penisilin ve türevleri (amoxicilline vs. ) kullanımını bebek için herhangi bir sakıncası yoktur. Tetrasiklin gurubu antibiyotikler alınmamalıdır. Tetrasiklin gebelik sırasında alınırsa bebeğin dişlerinde "tetrasiklin renklenmeleri" dediğimiz renklenmeler oluşur. Ağrı kesici kullanmada dikkat edilmeli ve kesinlikle üretici firmanın önerilerine uyulmalıdır.Diş hekimliğinde kullanılan röntgen makinalarında radyasyon çok düşük seviyede olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Zorunluluk yoksa bu işlem doğum sonrasına ertelenmelidir.Hamileyken yapılması gerekenlerSağlıklı bir kişinin durup dururken dişini kaybetmesi beklenemezse anne adayı da aşağıda anlatılacak basit kurallara uyduğu takdirde diş kaybı ya da diğer sorunları yaşamayacaktır.Anne adaylarının hamilelikleri süresince diş çürüklerinden ve özellikle diş eti sorunlarından yakındıkları bir gerçek. Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız sağlıklı bir ağız ve dişlerle hamilelik dönemine başlamak için bir diş hekimi kontrolünden geçmelisiniz. Hamileyken size sorun çıkartma ihtimali olan dişlerin ve dişetlerinizin tedavisini yaptırmanız hem bebeğinizin hem de sizin rahat bir hamilelik dönemi geçirmenizi sağlayacaktır.Eğer hamileyseniz diş ve diş etlerinize özellikle dikkat etmeniz gereken bir dönemdesiniz. Hamileliğe bağlı olarak değişen hormon seviyeleriniz, diş eti sorunlarınızı doğrudan ve diş çürüklerinizi dolaylı olarak etkileyecektir. Bu durumda ağız hijyenini en üst seviyede tutmanız çok önemlidir. Diş çürüklerini ve diş eti hastalıklarını önlemek için yapmanız gereken herkes gibi günde 2 kez, 3 dakika süre ile dişlerinizi fluorid içeren bir diş macunu ile fırçalamak, dişlerinizin arasını diş ipi ile temizlemek ve fluoridli bir gargara ile çalkalamaktır.Ama diş bakımınızı aksattığınızda bunun sonuçlarını hamileliğiniz süresince daha şiddetli yaşarsınız . Ağız-diş sağlığınızı korumak için yapmanız gereken bir diğer şey ise diş hekimi kontrolünde olmaktır. Hamileliğiniz diş tedavisi yaptırmanıza engel değildir. Düzenli olarak kontrollerinize gitmeniz ve diş temizliği yaptırmanız, hamileliğiniz süresince acil bir durumla karşılaşma ihtimalinizi azaltacaktır. Diş hekiminiz gerekli görülen tüm tedavileri size ve bebeğinize hiçbir zarar gelmeyecek biçimde planlayacak ve gerektiğinde kadın - doğum doktorunuz ile iletişime geçecektir.Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemlerBebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanı sıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.)Ayrıca annenin hamilelik süresince geçirebileceği hastalıklar, kullanacağı ilaçlar da süt dişleri üzerinde olumsuz etkiler yapacağından mutlaka doktor kontrolünde ilaçlar kullanmalıdır. Hamilelik döneminde, bebeğin diş gelişiminde faydalı olması için fluorid tableti alımı, plasenta bariyerini fluorid geçemediğinden dolayı, etkisi olmayacağı için önerilmez.

UZMAN KADROMUZ

Dr. Cansın KUTAY
Dr. Cansın KUTAY
DİŞ HEKİMİ

INSTAGRAM

BLOG

İmplant Yaptırırken Nelere Dikkat Edilmeli?
2026-01-16
İmplant Yaptırırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Dişsizlik problemi yaşayanlar ve çenede kemik sorunu olanlar için en trend uygulama dental implant… Kaliteli malzeme ve iyi bir diş hekimi ile yapılmış implant uygulaması tıpkı kendi dişiniz kadar doğal sonuçlar veriyor. Doğru bir şekilde uygulandığında ömür boyu ağızda kalabiliyor. Birçok sağlık uygulamalarında olduğu gibi dental implant uygulamasında da başarı oranı kişiden kişiye göre farklılık gösterebiliyor. Şeker, osteoporoz ve sinüs problemi gibi bazı kronik hastalıkların implantın kemikle kaynaşmasına engel olduğu saptanmıştır. Kısacası herhangi bir kronik rahatsızlığı bulunanların veya bir ilaca alerjisi olanların tedavi öncesi tetkiklerini yaptırması büyük önem taşıyor. Dental implant yaptırırken aşağıdaki detaylara ayrıca dikkat etmek gerekiyor;- Saf titanyum maddesinden üretilmiş materyal - Patentli ve başarılı bir markaya sahip olması - Diş hekiminin implant konusunda sektörel tecrübe ve başarısı - Steril muayenehane - Çene kemiğinin implant ile uyumu Dental İmplant İşlemi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Dental implant uygulamalarında tedavi öncesi kadar sonrası da önem taşıyor. Dental implant işlemi sonrasında az da olsa sızıntı seklinde kanamalar meydana gelebilir. Meydana gelen uyuşukluğun geçebilmesi için yiyecek ve içecek tüketilmemesi gerekiyor. Uygulamadan sonra ağrı, sızı veya acıya karşı diş hekiminin uygun gördüğü ağrı kesiciler tercih edilmelidir. 24 saat boyunca sigara içilmemeli ve alkollü içkilerden uzak durulmalıdır. Hekimin önerdiği şekilde ağız ve diş bakımı uygulamalarını yapmak tedavi sürecine olumlu etki ediyor. Dental implant yaptırırken nelere dikkat edilmeli, dental implant işlemi sonrası dikkat edilmesi gerekenler nedir gibi sorular için Özel Atılım Dent Ağız ve Diş Sağlığı Merkezimiz ile iletişime geçebilir, daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Devamını Oku
Gizlenmiş Tellerle Özgür Gülüşler
2026-01-16
Gizlenmiş Tellerle Özgür Gülüşler

“Mükemmel bir gülüş” kişinin yüz simetrisini düzelttiği gibi genel görünüşünün iyileştirilmesinde de etkilidir. Hastalar düzgün dişlere ve mükemmel bir gülüşe sahip olmak istemelerine rağmen çoğu zaman sonuca ulaşmalarını sağlayacak olan telleri, estetik kaygılarından dolayı taktırmak istemezler. Estetik kaygıları yüksek olan hasta grupları (politikacılar, iş hayatındaki profesyoneller, sanatçılar, mankenler, sporcular vs…) için geleneksel braketlere en iyi alternatif lingual braketlerdir. Hastalar mükemmel bir gülüş elde edebilmek için ortodontistlere başvurmaktadırlar. “Mükemmel bir gülüş” kişinin yüz simetrisini düzelttiği gibi genel görünüşünün iyileştirilmesinde de etkilidir. Hastalar düzgün dişlere ve mükemmel bir gülüşe sahip olmak istemelerine rağmen çoğu zaman sonuca ulaşmalarını sağlayacak olan telleri, estetik kaygılarından dolayı taktırmak istemezler. Estetik kaygıları yüksek olan hasta grupları (politikacılar, iş hayatındaki profesyoneller, sanatçılar, mankenler, sporcular vs…) için geleneksel braketlere en iyi alternatif lingual braketlerdir. Böylece hastalar başkaları tarafından fark edilmeleri imkânsız olan bir sistem sayesinde, dış görünüşlerinden hiç ödün vermeden en mükemmel sonuçları elde edebilirler. Kelime anlamı olarak “Lingual” dişlerin dil tarafı anlamına gelmektedir. Lingual ortodonti de adından da anlaşılacağı üzere, dişlere kuvvet uygulayan tellerin bağlandığı braketlerin dişlerin dudak tarafındaki ön yüzeyleri yerine, dil tarafındaki arka yüzeylerine yerleştirildiği tekniktir. 1970’li yılların sonlarında kullanılmaya başlanan bu tedavi yöntemi yıllar içinde gelişerek günümüzde yüksek teknolojinin de etkisiyle hemen hemen eksiksiz hale gelmiştir. Eskiden sınırlı vakalarda kullanılabilen bu sistem, artık çoğu vakada kullanılabilmektedir.Kişiye özel üretilen sistemDişlerin ön yüzlerine yerleştirilen labial braketler estetik materyallerle üretilmiş olsalar bile başkaları tarafından fark edilebilir. Bu nedenle hastaların büyük bir kısmı sabit apareyler ile ortodontik tedaviden kaçınırlar. Lingual braketler ise tamamen görünmezdirler. Bu nedenle görüntüsünden dolayı tel taktırmaktan kaçınan herkes tarafından tercih edilirler. Lingual ortodonti günümüzde labial ortodonti ile aynı potansiyele sahiptir. Lingual ortodonti, konvansiyonal ve kişiye özel teknikler olmak üzere iki sistem olarak uygulanmaktadır. Konvansiyonal sistem minimum hasta konforu, hekim için ekstra çaba gerektirmesi ve bitim aşamasındaki zorlukları nedeniyle dezavantajlıdır. Bu nedenle günümüzde kişiye özel üretilen sistemler geliştirilmiştir. Kişiye özel lingual tekniklerin en gelişmişi ise 3M firmasının ürettiği Incognito sistemidir.

Devamını Oku
Dental Implant Uygulaması Hangi Durumlarda Yapılır?
2026-01-16
Dental Implant Uygulaması Hangi Durumlarda Yapılır?

Ağzında diş eksikliği bulunan kişiler, estetik açıdan olumsuz bir görünümün yanı sıra işlevsel olarak çiğneme gibi fonksiyonları da yerine getiremezler. Diş eksikliğinden dolayı ağız kapanışı da değişir ve çene ekleminde büyük sorunları meydana getirebilir. Psikolojik açıdan özgüven eksikliği yaşanmasına neden olur. Dental implant uygulaması ise bu durumda kurtarıcı bir tedavidir. Travma, çürük ve Periodontal hastalık gibi nedenlerden dolayı kaybedilen dişlerde ideal ağız sağlığının kazanılabilmesi için başarılı bir tedavidir.Eksik dişlerin bulunduğu çene kemiğinde zamanla erime gibi sorunlar meydana gelir. Dental implant uygulaması, komşu dişlerden destek alınmadan uygulandığı için geleneksel köprü uygulamalarına göre daha koruyucu bir uygulamadır.Aşırı kemik erimesi olduğunda ve hastanın protezini kullanamaz hale geldiği durumlarda alt ve üst çeneye implant uygulanabilir. Sonrasında implantların üzerine protez oturtulur ve sabitlenir.Tek diş yokluğunda, sağlam olan komşu dişlerin zarar görmemesi için implant uygulanabilir.Büyük azı dişlerin eksikliğinde hareketli protez yerine bir veya daha fazla implant uygulaması yapılabilir. İmplantın üzerine oturtulan sabit köprülerle çiğneme işlevi başarıyla gerçekleştirilebilir.İmplant vidalarının belirli bir kalınlık ve genişliği bulunduğu için uygulama yapılacak olan çene kemiğinin implant vidasını alabilecek ölçüye sahip olması gerekir. Çene kemiğinin kalitesi de implantın uygulamasının başarıyla sonuçlanabilmesi için önemli bir faktördür.

Devamını Oku
Dişçi Korkusu
2026-01-16
Dişçi Korkusu

Bazı insanlar tarafından yaşanan, sağlıklarını olumsuz anlamda etkileyen dişçi korkusunun altında genellikle kötü tecrübeler ve kötü izlenimler yatmaktadır.Dişçi korkusu yaşayan hastalar, son noktaya gelmedikçe dişçiye gitmedikleri için büyük olasılıkla diş kaybı yaşarlar. Dişçi korkusu yaşayan bir hastanın yapması gereken ilk şey bir uzmandan yardım almaları, kendisi ile iyi iletişim kuran, güven sağlayan bir hekim bularak tedavilerini olmaları gerekmektedir.

Devamını Oku
Diş Eti Hastalıkları
2026-01-16
Diş Eti Hastalıkları

Diş eti hastalıkları dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının % 70’inden diş eti hastalıkları sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydalarıda beraberinde getirir. Diş eti hastalıkları dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani, gingivitis Diş eti hastalığının erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodintitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriyi dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Devamını Oku

HAYALİNİZDEKİ GÜLÜŞ BİR TIK UZAĞINIZDA

Hemen online başvuru yapın, temsilcilerimiz sizi arasın.

ANLAŞMALI KURUMLAR

Kurum Resmi
Kurum Resmi
Kurum Resmi
Kurum Resmi
Kurum Resmi
Kurum Resmi